2020 Covid-19 Küresel Salgını

BİR KAHVE KAVURUCU GÖZÜNDEN

Bir önceki yazımızda SCA’nin COVİD-19 salgını güncesini paylaşmıştık. Güncenin notları arasında salgına karşı küresel, tutarlı bir kamu tavrının henüz oluşmadığı anlamını çıkaracağımız haberlere rastladık. Her ülke yönetimi salgının kendi ülkesindeki seyrine göre hareket ediyor ve salgın tüm dünya ülkelerini sırayla gezmeye devam ediyor. Çin ve Güney Kore bu mücadeleyi sonlandırma aşamasına gelmişken Avrupa ülkeleri salgını en ağır şekilde hissetmeye devam ediyor. Hatta bu sürecinden başlarında olduğunu söyleyenler bile var. Amerika kıtası ülkeleri de daha geriden gelerek salgını henüz yeni yaşıyor ve yorumlayabiliyorlar.

Takip ettiğimiz ve öğrenebildiğimiz kadarıyla kahve üreticisi olan ekvatoral kuşak ülkeleri hala bir hazırlık yapmış/yapabilmiş değil. Gıda üretim ve tedarik zincirinin bilhassa kahve özelinde bu ülkelere muhtaç olduğu aşikâr. Bugüne dek sadece Honduras ve Kolombiya devletleri tarafından kahve üreticilerine yönelik koruma ve destek paketleri açıklandı. Ülkemizde ise kahve sektörü ulusal yönden hala ciddiye alınmış değil ve bu izolasyon sürecinde de en çok zarar sektörlerin başında gelmesine rağmen henüz herhangi bir alanda konu dahi edilmiş değil. Ülke içerisindeki tedarikçi, üretici ve işletmelerin kaderi ayrı bir tartışma ve kaygı konusu olmakla birlikte kahvenin küresel maliyet dengesinin bozulmasıyla yaşanacak olan bir gelecekte ülkemize kahve girişinin daha da güç bir hale geleceğini tahmin etmek mümkün. Salgının Güney Amerika ülkelerinden özellikle Brezilya’da hızla yayılmasının ardından tüm Güney Amerika’nın kahve üretimini etkileyecek boyuta gelmesi halinde, Güney Amerika devletlerinin kahve sektörlerine yönelik tedbir ve destek politikaları hem ülkemiz hem de tüm dünya kahve ticareti açısından hayati önem taşıyor olacak.

Özetle, işin Türkçesi, küresel salgın belirli bir boyutu aşar ve kısa zamanda atlatılamazsa küresel tedarik zinciri bozulacak, küresel mali bir kriz ortaya çıkacak ve salgın sonrası dönemde doğan zararlarla paranız olsa dahi ürün-mal bulamayacağımız bir ortamda kendimizi bulacağız diye tahmin ediliyor. Bu ürünlerden biri de elbette kahve olabilir. Kahvenin bu konudaki bir avantajı ise dünyanın tüm ekvatoral kuşağında yani 4 kıtada da yetişen bir meyve olması. Mutlaka belirli ülkeler arz-talep dengesi içerisinde kendi uygun fiyat, yeterli rekolte ve kalite standartlarıyla küresel pazarı belirli ölçüde dengeleyecektir. Bu aşamada ise ülkemizin kahve ihracatına ilişkin vergi ve gümrük politikalarını, Türkiye kahve sektörünün bilhassa kahve kavurucu ve işletmelerin ayakta kalması yönünde güncelleştirmesi gerekecek. Bu güncelleştirmede, belirli süreli ve yeterli vergi indirimleri, kahve kavurarak ihraç eden firmalara verilen teşvikler, makine-ekipman ve yedek parça hizmeti veren şirketlere yönelik destekleyici kredi ve teşvikler olmalıdır. Böyle bir tabloda da sektör çalışanlarının hakları ve istihdam oranları korunabilir.Süreç devam ettikçe bu yazı perspektifinde gelişmeleri takip edip, dünya kahve sektörüne ilişkin edindiğimiz haberleri sizlerle paylaşacağız. Sağlıcakla evde kalın.

Bir cevap yazın